<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/1.5.2" -->
<rss version="0.92">
<channel>
	<title>figankaplan.com</title>
	<link>http://www.figankaplan.com</link>
	<description>"Kaderin size bahşettiği şeylere belli bir mesafede durun ki istediği zaman onları rahatça geri alsın hayat, sizden koparmasın." Seneca</description>
	<lastBuildDate>Sat, 28 Aug 2010 14:17:36 +0000</lastBuildDate>
	<docs>http://backend.userland.com/rss092</docs>
	<language>en</language>

	<item>
		<title>İnsan kendini ancak insanda tanırmış</title>
		<description>	Topu topu üç kavramla anlatılabilir büyümek: gözbebeği, elma şekeri ve şehir
	
Gözbebeği, isminden midir bilinmez, bir türlü küçüklüğünden vazgeçememiş ama büyümeye de heves ettiği aşikar, kıvrak mı kıvrak bir çemberdir; geride ne bıraktığını görmekten aciz. Kıvraktır çünkü değişkendir alabildiğine. Ait olduğu vücuda göre şekil değiştirir; insanda yuvarlak, hayvanların çoğunda ise dikine ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=155</link>
	</item>
	<item>
		<title>If the heart does not like İstanbul, how can it understand love?</title>
		<description>	I have gazed over you from a hill dear İstanbul,
I have not seen any place that I have not been and not liked.
Come and sit on the throne of my hearth so long as I live,
To love only a piece of you is worth a life time.
Yahya Kemal Beyatlı
	“If the ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=156</link>
	</item>
	<item>
		<title>Boş teneke çok tıngırdar&#8230;</title>
		<description>	“Mehlika Sultana aşık yedi genç/Gece şehrin kapısından çıktı.” Ve kendilerinden bir daha haber alınamadı. Çünkü onlar çoktan “popstar”, “alaturka star” bilmem ne star olmaya çevirmişlerdi rotalarını. “Bir hayalet gibi dünya güzeli/ Girdiğinden beri ru&#8217;yalarına/ Hepsi meshur, o muamma güzeli/ Gittiler görmeğe kaf dağlarına“. Zira bugün artık buydu “güzel“ denerek düşlenen ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=154</link>
	</item>
	<item>
		<title>Hayat, sen başka planlar yaparken sana olandır!</title>
		<description>	Çocukken çok yaramazdım. Zaten bence çocuk olmanın en iyi yanı yaramaz olma hakkına sahip olmak.

Misal ben diş macununun tadını sevmediğim için yıllarca tüp çukulatayla dişimi fırçaladım. Ekmeğe diş macunu sürüp yiyen bir çocukla dialektik gereği iyi arkadaş olduk. İkimiz yaramazlık konusunda sınır tanımıyorduk. Çarşaftan kedi paraşütü icad ettiğimizi, kedileri bu ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=158</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	Her gün bir yerden göçmek ne iyi
Her gün bir yere konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş
	Mevlana 
	
Büyümek bir zaman değildi. Büyümek bir ya da birkaç yerdi. Ben enstantanelerle büyüdüm, projektör makinasından atlar gibi. Hayata poz vere vere, aralarında siyah karanlık aralıklar tıkırdatarak. Hatıralarım yaşamadıklarımdır böylece.
Renkli dia pozitiflerinden seyrederim geçmişimi. ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=153</link>
	</item>
	<item>
		<title>Eğer yaşamın kilidiyse hareket, o kilidin anahtarı da gitmek olsa gerek&#8230;</title>
		<description>	Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir.
Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
Aynı mahallede kocayacaksın;
Aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
Başka bir şey umma,
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
Öyle tükettin demektir bütün yeryüzünü de.
	Kavafis 
	Kimi sözcükler büyüsü kendinden menkul bir hüzünle birlikte yürürler. Çekildikçe uzarlar, ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=152</link>
	</item>
	<item>
		<title>Yazı, yolculuğumuzun sınırlarını belirler&#8230;</title>
		<description>	Duygularım sözün kıyısına vuracak da bir yazının yolunu gözleyeceğim, dediğim çok olmuştur.
	
Yazı ya da şiir, hep beklemeyi öğretir bize. Çünkü içimizde hayatı alabildiğine yaşamayı arzulayan biri vardır: Çabalar durur. Bir ifadeye taşınmak ister. Yazı, şiir, beste ya da resim olmak için dilin kulağına bir müjdeyi fısıldar zaman zaman. Ne var ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=66</link>
	</item>
	<item>
		<title>zil, şal ve gül</title>
		<description>	Finans, bilgi-işlem ve medya&#8230;İnsanlarla toplumlar arası ilişkileri belirleyen üç temel endüstriyel çerçeve..Bu üç alanın içiçe girdiği, örtüştüğü ya da birbirinin yerine geçtiği durumların toplamı ise sanki çağımızın bir özetini ifade ediyor.
	
Düşünüldüğünde, paranın bir değişim değeri tanımı olarak sıkı kurallara bağlanmış, neredeyse nesnel kavranışından bugünkü uçar kaçar ama o ölçüde de ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=83</link>
	</item>
	<item>
		<title>aile bir kelime değildir, aile bir cümledir.</title>
		<description>	
	çok şirin değil mi?
	Bu resmi posta kutumda bulduğumda ilk şunu geçirdim içimden. Bazı insanların işte böyle bebekleri var; boş zamanlarını onları mıncıklayıp ısırmakla geçiriyorlar. Acaba insanların hayatlarını bir “aile yapısı” içinde sürdürmeye bu denli eğilimli hatta meraklı olmalarının sebebi bu mu? Bu eğilim elbette ki günümüze özgü değil. İçerdiği anlamlar ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=84</link>
	</item>
	<item>
		<title>Yaşam Tüketmektir&#8230;</title>
		<description>	&#8220;Kuşaklar birbirlerinden ne öğrenirlerse öğrensinler, o kadar akıllı olmasına rağmen insanoğlu, halihazırda olup bitenlerden yine de bir şey öğrenemez. Bu açıdan bakıldığında her kuşak sıfırdan başlar, daha da ileri gidemez&#8230;Böylece hiç bir kuşak başlangıç noktasından başka bir yerden başlamamış olur.&#8221;
Kierkegaard 1954
	 
	Yaşam Tüketmektir&#8230;
	Gelecek nesillere bırakacağımız miras ne olacak? Yıkık bir ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=73</link>
	</item>
	<item>
		<title>En son nerde güvende olduğunuzu hatırlıyor musunuz?</title>
		<description>	 
	Durup düşünme veya gözden geçirme saatlerinde geleceği düşünmemek mümkün mü? Geçmiş denilen kişinin o yaşantı dağarcığı ne kadar belirleyici olsa da, özgür irade, o küçücük irade bu saatlerde gelecek denilen karanlık gecede olası yollar yaratmaya uğraşmaz mı? Satranç oyuncusunun titizliği ile de düşünsem ya da bir koordinat sisteminde zarif ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=72</link>
	</item>
	<item>
		<title>Ankara, mon amour!</title>
		<description>	Mario Levi`nin o güzelim kitabı &#8216;Bir şehre Gidememek&#8217;i okumuş muydunuz? Ben bir şehre gittim sonunda, yıllar sonra Ankara. Ben o şehirden tıpkı kitapta anlatıldığı gibi, bir kara tren ile ayrılmıştım, o trenle geri dönemedim. Çünkü o tren geri dönmedi, yolcularını bu şehre bıraktı ve kayboldu. Bir trenin yolcularını terk ettiğini ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=93</link>
	</item>
	<item>
		<title>atlas bir halı gibi dokunan akşamlar</title>
		<description>	Sönük bir akşam güneşinde yazamaya başlar kadın. Döner, durur kalem avuçlarında. Önce “sökün bu tel örgüleri gövdemden” kelimeleri sıyrılır dudaklarından. Sonra bu sözlerin taşları takılır boğazına. Ak saçlı bulutlar denize yaklaşır. şehrin bazı köşelerinde bombalar patlamaktadır, bunun haberi sızar soluduğu havayla. Ezan nağmelerinin ardından şehre rüzgar koşar. Belki uzaklarda, çok ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=61</link>
	</item>
	<item>
		<title>Bu kentte ne kadar özgür olunabilir?</title>
		<description>	&#8220;Geçen yüzyılda bütün büyük kentlerin bir an önce metro yapımına başlamalarının nedenini kendi kendinize sordunuz mu hiç?&#8221;
&#8220;Ulaşım sorunlarını çözmek için değil mi?&#8221;
&#8220;Ortada daha otomobiller yokken, ulaşımın yalnızca at arabalarıyla sağlandığı bir zamanda mı? Sizin
gibi zeki bir insandan daha ince bir açıklama beklerdim doğrusu&#8230;&#8221; 
Umberto Eco,
Foucault Sarkacı 
	İnsanları önce yutan sonra ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=21</link>
	</item>
	<item>
		<title>Bardamu Ülkemizde</title>
		<description>	Senin pencerenden görünen dünya kanıyorsa içten içe&#8230;
Huzur sadece bir düşse uyku girmeyen gözlerinde&#8230;
Her adımını bir gizli örgüt üyesi gibi temkinli atıyor, gündelik hayatını mülteci statüsünde yaşıyorsan yani tedirginsen genelde&#8230;
Adına “hayat” dedikleri anlamsız yüklerle dolu sokak aralarında, sağanak halinde yağan duyarsızlıklardan korunmak için sığınacak bir saçak altı arıyorsan&#8230;
Vitesi yokuş yukarı çıkarken ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=8</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	Ve her sene olduğu gibi bu sene de okullar açıldı. Çevremdeki çocukların “ilk gün hikayeleri” her geçen yıl biraz daha ilginçleşiyor. Mesela bir hocamın çocuğu astronot olmak istiyordu.  Çocuğa okul hakkında ilk izlenimini sordum, öğretmende astronot yetiştirecek bir pırıltı göremediğini anlattı. Öğretmen habire elma diyormuş, armut diyormuş, saçma sapan ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=148</link>
	</item>
	<item>
		<title>gün olur alır başımı giderim</title>
		<description>	Neden bilmem ama yerleşik olmama isteği çok baskın bende. Sürekli bir yerlere gitmenin özlemini duyarım. Neden bu kadar kuvvetli bende göçebelik isteği? Beni bıktıran roller mi, yıpranan ilişkiler, eskimiş başlangıçlar mı, yoksa hayata başka bir yerden bakabilme ihtiyacı mı? Cevabı ancak “gitmeye” başlayınca buldum: Beni çeken sadece şehirler ve asıl ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=125</link>
	</item>
	<item>
		<title>Wittgenstein`ı sevmek için birkaç neden</title>
		<description>	“Kendini düzelt; dünyayı düzeltmek için yapabileceğin tek şey bu” dediği için.
Yazarken kendi kendini aldatmış olmaktan korktuğundan yazdığı itiraflarını bile yaktığı için.
Karşımızdaki insanın zihnindeki görüntümüzü kendimizi anlatarak çizemeyeceğimizi öğrettiği için
Felsefe alanında çalışmanın insanın öncelikle kendi üzerinde çalışması anlamına geldiğini düşündüğü için
Dostluğa inandığı için”Bir dost, anlamsızlık alanında bile kilometrelerce yol alabileceğiniz kişidir” ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=147</link>
	</item>
	<item>
		<title>gündemin çağrıştırdıkları</title>
		<description>	İlk hikayemiz Güncel Hukuk dergisinden. Evliya Çelebi`nin Seyahatnamesi`nde, Abdurrahman Dil`in Hadisat-ı Hukukiyye`sinde ve Hasan Basri Erk`in Adalet Edebiyatı Antolojisinde yer alan bir hikayeye yer vermiş dergi. Hikaye kısaca şöyle: Hızır Bey Çelebi İstanbul`un ilk kadısıdır. Günün birinde önüne bir dava gelir. İddiaya göre Fatih Sultan Mehmet, tarihi değeri olan iki ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=48</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	Oyunun kuralları son derece basitti. Üç kişilik bir oyundu: Yaratan, yaratılan ve seyirci. Amaç verilen zaman sonunda nihai sona ulaşmaktı. Belli bir senaryo yoktu, uyulması gereken kurallar çok esnek gibi görünmekle birlikte öylesine temel üç kural vardı ki manevra özgürlüğünü sihirli bir değnek değmişçesine ortadan kaldırılıyordu. Doğmak, hayatta kalmak ve ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=146</link>
	</item>
	<item>
		<title>İyi seyyah nereye gittiğini bilmeyendir, mükemmel seyyah nereden geldiğini bilmeyen&#8230;</title>
		<description>	“İyi seyyah nereye gittiğini bilmeyendir, mükemmel seyyah nereden geldiğini bilmeyendir.” Bir yandan bu cümleyi geçirirken aklından, kimindi, ne demek istemişti ki? diğer yandan “adamlar”ın yaptığı geniş bulvarlardan birinde yürüyordun. Daha önce pekçok kez televizyonda görmüştün galiba ya da sinemada. Yani pek çok manzara tanıdık sana. Ama metro mazgallarından yükselen boğucu ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=145</link>
	</item>
	<item>
		<title>06.06.2006</title>
		<description>	&#8216;Otuzundaki Kadın&#8217; ı yazdığında Balzac kaç yaşındaydı bilmiyorum ama ben bu romanı okuduğumda 20 yaşındaydım. şimdi 20 yaşındaki kadına o romanı okumasını tavsiye etmem. 30`lu yaşlar konusunda hiç de olumlu beklentiler yaratmayan bir romandır bu. &#8216;İnsanlık Komedyası&#8217;ndaki karakterler, durumlar değişmiyor değişmesine de, Ingeborg Bachmann&#8217;ın kaleminden 30`lu yaşlar daha umutlu bir ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=144</link>
	</item>
	<item>
		<title>Gündemin Çağrıştırdıkları</title>
		<description>	Amerikalı yazar Norman Mailer&#8217;in 1983 yılında yayımlanan Ancient Evenings adlı romanının ilksözü, Oscar Wilde&#8217;dan yapılan, &#8220;Hiç bir zaman olmamış olanın kusursuz bir tanımını vermek yalnızca tarihçiye uygun bir uğraş değil, yetenekli ve kültürlü her insanın vazgeçilmez ayrıcalığıdır.&#8221;, alıntısıdır. Mailer gibi, değerli tiyatro adamımız Güngör Dilmen de, aynı yıl yayımladığı Hasan ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=26</link>
	</item>
	<item>
		<title>&#8220;Anneler Günü&#8221;nün Düşündürdükleri</title>
		<description>	Bugün varoluşçuluğun içinde doğup büyüdüğü modernizmi tıkanma noktasına getiren kapitalist ekonomik düzen kişiyi kendini sorgulamaktan uzaklaştırıyor, postmodernist kılıfa bürünerek bireyi kendi hızına uydurmaya çalışıyor. İnsan ruhunu korkuyla saran, içinde yarattığı duvarları ise sarsılmaz kılan sırlar, bize sunulmuş, sınırları çizilmiş yaşam krokisinin kağıda dökülmemiş dehlizleridir. Paylaşılmak istenmeyen, sesinden korkulan iç dünyaların ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=141</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	İstanbul Film Festivali&#8217;nde gösterilen Journal Intime&#8217;m adlı filmde kendini oynayan İtalyan yönetmen Nanni Meretti, kafasını toplayıp yazmak üzere bir adada inzivaya çekilen ve yıllardır günlerini yalnızca Proust üzerine çalışarak geçiren entellektüel dostunun yanına gider. Bir konuşmaları sırasında dostunun yıllardır televizyon seyretmediğini öğrenir ve ondan televizyonun bayağılığı üzerine uzun bir nutuk ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=140</link>
	</item>
	<item>
		<title>&#8216;Ben hikaye kahramanı değilim&#8217; diye düşündürdü yazar, hikâyesinin kahramanını</title>
		<description>	Kahretsin! Ben hikâye kahramanı değilim. Değilim işte. Ama bunları da yazar söyletiyor olabilir bana. Ağzımdan çıkan herşeyi, hatta düşündüklerimi bile o yazıyor olabilir. Olabilir. Yoksa deliriyor muyum? Gerçekleri düşünürsem geçer. Gerçekleri düşünmeliyim. Benim bir işim, bir evim ve arkadaşlarım var. Tabii, yıllardır yaşıyorum; anılarım var! Yaşadığım bir sürü olay var. ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=71</link>
	</item>
	<item>
		<title>Leaders: Absent</title>
		<description>	A task to complete was given to three groups of children. To the first group an authoritative, to the second group a democratic and to the third group quite a lax leader was appointed. In the end, it was revealed that the most amount of job was done by the ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=138</link>
	</item>
	<item>
		<title>Hayat bazen briçe fena halde benzer</title>
		<description>	Hayat bazen briçe fena halde benziyor. Briçte eli bilirsiniz, yeri bilirsiniz, ama oyunun gidişatını karşı tarafın bilmediğiniz eli belirler. Eli bilirsiniz çünkü el sizsiniz (herkesin “kendini bildiği” varsayımından yola çıkmak çok mu iyimser bir yaklaşım yoksa?). Yeri bilirsiniz çünkü yer ortağınız, elini gizlemez, yere açar (aileniz, sevgiliniz ya da iş ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=139</link>
	</item>
	<item>
		<title>Peki ya ışık hızıyla giden bir arabada farları yakarsak ne olur?</title>
		<description>	Sinema kamerasından yarım saniyede 12 kare geçermiş; bu saniyede 24 kare eder. Bu hız, saniyede 16 kareden sonra başlayan insan gözü yanılmasını daha da mükemmel hale getirmek için, günümüzde televizyon görüntüsüne de uyum sağlaması amacıyla saniyede 25 kareye çıkarılmış. Bu hızın üstüne çıkıldığında hareket ağırlaşır. Yani aynı hareketin daha fazla ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=129</link>
	</item>
	<item>
		<title>gitmek mi zor kalmak mı?</title>
		<description>	Hani bazen olur ya gece siyahtır, oldukça siyah. İşte o siyah gecelerde hep başka dünyaların varlığını düşlerim. Bir de kafamızın içinde bir yerlerde saklanmış öbür dünya fikri vardır:  Bu dünyadan gitmek Allah&#8217;ın emri ama ya sonra? Sonrası biraz karışık. İşte bu yüzden insanoğlu gitmek mi zor kalmak mı henüz ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=126</link>
	</item>
	<item>
		<title>Akıl İtaat Devlet</title>
		<description>	 Sonumuz şöyle olacak: insanlık binlerce yıl çalışıp çabalayıp bir medeniyet kurduktan sonra bir düğmeye basmak marifetiyle bütün dünyayı yok edecek. Gerçekten! İnanmıyorsanız Münih`i izleyin. Bu film hiç de öyle terörizmin nasıl olup da bir devlet politikası olarak savunulduğunu ve uygulandığını sorgulamıyor. Sorgulanan bu politikanın uygulanmasında başarılı olup olunmadığı. Başarı? ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=123</link>
	</item>
	<item>
		<title>Edebiyatımızdaki Güldünya`lar</title>
		<description>	Bir süre önce birşey fark ettim, bilmem katılır mısınız: Rastgele seçerek kitap okumak uluorta aşı vurunmak gibi, istenilen sağlıklı sonuçlara ulaştırmıyor. Bu nedenle ben de bir karar almıştım, artık daha seçici davranacağım ve bir tema ekseninde okuyacağım diye. Bunun için de konu olarak ekonomi tarihi özelinde okumaya yöneldim. Takdir edersiniz ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=122</link>
	</item>
	<item>
		<title>Gönderilmemiş Mektuplar III</title>
		<description>	Merhaba sevgili yeni kiracı,
Sana bu satırları neden yazdığımı ben de pek bilmiyorum. Sanırım sadece bir temennimi iletmek için: Dilerim benim bir zamanlar yaşadığım bu ev sana mutluluk getirir&#8230;
Sevgili yeni kiracı,
Sana bu mektubu taşıyıcılar bütün eşyayı yükleyip bundan sonraki hayatıma doğru yola çıkarken, daha birkaç saat önce masamın durduğu yerden yazıyorum. ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=121</link>
	</item>
	<item>
		<title>birlikte yaşamak zor mu?</title>
		<description>	İlk zamanlarda insanlar bir başbuğları olduğunun pek farkında değillerdi (Başbuğun etkisi o kadar belirsizdi). Sonraları halk başbuğu sevdi ve övdü (gördüğü iyilikler için), daha sonra, ondan korktu (yasaları yüzünden) ve onu hor gördü, (haksızlıklarından ötürü). Kendisine dürüst davranılmadığı için, dürüst olmaktan çıktı ve güzel işlerle sonuçlanmayan güzel sözler dinleye dinleye ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=120</link>
	</item>
	<item>
		<title>&#8220;Kurul&#8221; mu &#8220;Dağıl&#8221; mı demek daha kolay?</title>
		<description>	Türkiye&#8217;de yaşayan insanlar olarak geleneğin izlerini ne kadar üstümüzde taşıyoruz? Hem tek tek bireyler olarak hem de hangi anlamda alınırsa alınsın Türkiye sınırları içinde yaşayan insan topluluğu olarak varoluşumuza hangi süreklilik arzeden durum, kurum ve alışkanlıklar etki ediyor&#8217;? Soru biraz keskince, farkındayım. Ama içimi çok acıtan mesleki format değişikliğinden beri ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=119</link>
	</item>
	<item>
		<title>iktidar her yerde</title>
		<description>	Foucault bize iktidar her yerde, dedi. İktidarın sadece polisin copunda, öğretmenin not defterinde ya da müdürün önünde iliklenen düğmelerde değil; sevgilimizin bedeninde, dostlarımızın sözlerinde ya da doktorun beyaz önlüğünde gizli (ya da açık) olduğunu gösterdi bize. Onu bulduğu her yerde sobe dedi. İktidar başkalarının edimde bulunmasına etki (illa ki müdahale ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=118</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	Kavranması en güç şeylerden biri zaman. Son derece değişken, akışkan, bazen de yoğun bir sis kadar durgundur zaman. Uzak bir ülkede sevdiklerinize kavuşmayı bekliyorsanız geçmek bilmez, mutlu ve tasasız yaşıyorsanız uçarak, koşarak geçer yanınızdan. Zaman upuzun sonsuz bir yoldur, sizin yürüyebildiğiniz ise birkaç adımdır sadece&#8230; O geçmişin sonsuzluğundan, geleceğin sonsuzluğuna ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=117</link>
	</item>
	<item>
		<title>ya gerçekten kanser olduysam?</title>
		<description>	 Diyelim güç bir gece geçirdin. Gördüğün dört düşte dört gündüz yaşadın. Uykunu alamadan uyandın. Karşında sabahı bulmaktan hoşlanmadın. Yataktan kayarak indin, parke döşemenin gıcırdayan bölgesine yayılmış eski halıyı yakalayıp altına çektin. Senden boşalan şilteye, çukurlaşmış ortasına toplanmış çarşafa, ayakucundan döşemeye kaymış battaniyeye, döşemenin parkesi kabarmış kısmına yayılmış kilime, üstündeki ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=116</link>
	</item>
	<item>
		<title>Tüketiyorum öyleyse varım</title>
		<description>	Sanırım endüstri toplumunu vareden fert olmak, varolmak demek artık. &#8220;Tüketiyorum öyleyse varım.&#8221; Ve insan, bedensel hazza yenik düştü. Asırlar boyu gücünü, tanrısal dinlerden ve toplumu tanrı olarak sunmuş kenter dini ahlaktan alan insanoğlu sonunda özgürlük çağını yakaladı. Ama nasıl? İlkin cinsel özgürlükle tanışıldı, tabular yıkıldı sanıldı. Çünkü tam tersi olması ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=137</link>
	</item>
	<item>
		<title>Ne Kitapsız Ne Kedisiz</title>
		<description>	 Birine hayran olmam gerekseydi onu seçerdim. &#8220;En çok kimi severek okudun?&#8221; deseler, onun adını verirdim. İlk onunla başladım belki de okumaya. Gerçek anlamda okumaya, anlamaya&#8230;
Kendini en az gösteren o&#8230; Hakkında en az yazılmış ve yazılıyor olması bu nedenden midir? Az konuşan, seslerle en az oynayan o&#8230; İçe kapanıklılığı, yalnızlığı, ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=111</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	Düşün Hayri İrdal, düşün aziz dostum bu ne sözdür? Bu demektir ki, iyi ayarlanmış bir saat, bir saniyeyi bile ziyan etmez! Halbuki biz ne yapıyoruz? Bütün şehir ve memleket ne yapıyor? Ayarı bozuk saatlerimizle yarı vaktimizi kaybediyoruz. Herkes günde saat basına bir saniye kaybetse, saatte on sekiz milyon saniye kaybederiz. ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=136</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	&#8220;azınlık olmak çok zor&#8221; dedi adam iç geçirerek. Etrafıma baktım, hiç azınlık göremedim, &#8220;evet hakkaten zor olsa gerek&#8221; dedim&#8230;
Nazım&#8217;dan konuştuk sonra, Itri&#8217;den, Necip Fazıl&#8217;dan, uzmanlardan, uzman olmayanlardan, dış kaynaklı projelerden, hava şartlarından&#8230;sonra sıkıldım, sıkıldığımdan da sıkıldım&#8230;sonra sustuk&#8230;
eski bir New Orleans ağıtına eşlik ettim içimden: Nobody knows the trouble I&#8217;ve seen&#8230;Sabahattin ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=131</link>
	</item>
	<item>
		<title>Bu yazı İHSAN OKTAY ANAR&#8217;a hitaben yazılmıştır; biz onu ne kadar anlıyorsak bu yazı da o kadar anlaşılacaktır</title>
		<description>	 Dingin ifadesini çevreleyen kırışıklıkların işini bilen parmaklar tarafından sanat kaygısıyla-çoğunlukla üzerine geçmişi belirginleştirme görevi yüklenerek-doğru yerlere serpiştirilmesinden mi çıkarmıştım bu sonucu. O&#8217;nun yaşama ince köklerle bağlı insanların yufka yürek mutluluk kaygılarını duymadığını? Taş zemin üzerinde yankılanan adımları arasından, vermiş olduğu kararın hoşnutluğu ile önünden ilerlediği Büyük Bilim Adamları portre ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=132</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	Güneş kara bulutlar hep kurşundu
Milletimiz acılarla dolmuştu
Sahip çıkan yokken vatana
Millet meclisimiz kuruldu.
	Seğmenler oyunlarla coşkuyla
Atamı konuk etti Ankara
Kadın kız çoluk çocuk umutla
Kara kıştan girdik bahara.
	Bu bahar neler gösterecek?
Bu çiçekler kimin için açıyor?
Gönlümdeki inanca en büyük destek
Kemal Paşam meclisimi açıyor.
	diye devam ediyor şiir. İlkokul beşteyken 23 Nisan bayramı münasebetiyle düzenlenen bir yarışma ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=135</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	Size bir sır veriyim mi? Ne zaman ki bir dersin final sınavı yaklaşmıştır -ki her zaman yumurta kapıya dayandığında eyleme geçtiğimden- benim zip`li bir biçimde çalışmam gerekiyordur, ben konunun özünden uzaklaştıkça uzaklaşırım. Misal ders: karşılaştırmalı iktisat tarihi; konu: klasik okul teorisi ve iktisadi liberalizme tepki olarak sosyalist öğretinin doğuşu; ve ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=134</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	`Oyunlar`dedi, `oğlum Hikmet, gerçeğin en güzel yorumlarıdır. Bizim gerçek dediğimiz şey de -bazı güçlükler yüzünden- iyi oynanmayan oyunlardır.` Neden gerçeklerden kaçtığımı, ben de böylece anlamıştım. Artık kendimi geliştirmeliydim; soluğumu oyunlara göre ayarlamalıydım. Bu amaçla her şeyi kullanmalıydım. Bunun için de önce her şeyi kullanmayı öğrenmeliydim. En küçük ayrıntı bile önemliydi.`
	Kimileri ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=85</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	 
	Sanatçılar ve maharet sahipleri arasında en şanssız olanlar ilüzyonistlerdir herhalde. Onlar kadar hakkı verilmemiş bir sanat erbabı var mı? Hokkabazlık yapmak neden bir iltifat değil? Belki de en dürüst onlar olduğu için ketenpereye geliyorlar. Aslında tüm sanatların ve hatta teknolojinin yaratma yöntemi olan ilüzyon ya da yanılsama, ilüzyonistler tarafından ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=86</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	Anakronizma nedir? Basit, hatta biraz yavan bir örnek verecek olursak; İstanbul`un fethini anlatan bir filmde Sultan Mehmet`in saat takıyor olması veya Roma devrinde geçen bir filmde Brütüs`ün tenis ayakkabısı giymesi bariz anakronizmadır. Patates ve domatesin Amerika kıtasından dünyaya yayıldığını göz ardı ederek, Amerikanın keşfinden önceki tarihlerde Avrupa`da veya dünyanın başka ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=87</link>
	</item>
	<item>
		<title>ah o ODTÜ günleri</title>
		<description>	 
	işte size geçmişimden birkaç satır, tek bir kelimesini bile değiştirmeden aktarıyorum.Zamanın birinde çok sevdiğim kuzenime yazdığım mektuplardan biri. Bunlara hak ettiğinden fazla anlam yüklemiş olmalı ki saklamış bunca zaman. Özellikle bunu seçmiş olmamın sebebi ise tarihi. Tam 10 yıl geçmiş üstünden. Acaba diyorum kendi kendime, acaba 10 yıl sonra ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=88</link>
	</item>
	<item>
		<title></title>
		<description>	İsminizden memnun musunuz? Ben de memnunum. Ama yine de küçükken içimden şöyle bir oyun oynardım: Her durum için ayrı bir ismim olduğunu hayal ederdim. Her yeni tanıştığım insana kendimi değişik bir isimle takdim etme isteği yiyip bitirmiştir beni. Bu takma isimlere karşı duyduğum ilgi, başka bir isimle nasıl bir kişi ...</description>
		<link>http://www.figankaplan.com/?p=2</link>
	</item>
</channel>
</rss>
