30 Nisan 2004
yırtılmış güneş hüzmelerinin, kimbilir kaçıncı yağmur sonrası oluklarında
istemesem de kararmış sarısıyla
seninle birlikte yaz yağmurum yaz gözyaşlarımı döküyorum
senin bulutlar altı verimli topraklarına.
yanlış yerde değilim,
gösterdiğin gibi senin seçtiğin karatopraklarına ağlarım.
Senin gösterdiğin gibi belki yeşil bir ağacı sulamaz
kehkeşan gözlerim senin gözlerinden gayrı
ama yırtık pınarlar isabet ettiremediği gibi kahverengi köklere sularını
bir de ağaç bulamazlar
taşların arasında belirtilen doğum yerinin konumunda.
beklerim,
bir kas yırtığı gibi nehrin gözünün yarasını saracağın gökkuşağı sargı bezlerini.
bir yeşili tercih edip, karatopraklara verim verip, sarı başaklara saçlarımın kırığını atmadan
ağaç aramayı beklerim.
henüz su toplamış, iyileşmeye yüz tutacak yanık izlerimle ve başka bir nehrin gözünde
aynı yazın aynı yakıcı güneşiyle -bu sefer çöldeki güneşle-
yeşil bir ağacın köklerine sular göndermeyi beklerim
sakin sakin ve özlemi yüreğime sindirerek…
ben beklerim…
Comments Off