26 Ocak 2006
Edebiyatımızdaki Güldünya`lar
Bir süre önce birşey fark ettim, bilmem katılır mısınız: Rastgele seçerek kitap okumak uluorta aşı vurunmak gibi, istenilen sağlıklı sonuçlara ulaştırmıyor. Bu nedenle ben de bir karar almıştım, artık daha seçici davranacağım ve bir tema ekseninde okuyacağım diye. Bunun için de konu olarak ekonomi tarihi özelinde okumaya yöneldim. Takdir edersiniz ki ekonomi demek sadece bir takım teoremler, denklemler, rakamlar demek değil. Ekonomi demek hayatın idamesi amacıyla üretilip tüketilen, bu nedenle de maddi bir karşılığı olan herşey. Tanım böyle geniş olunca verilerini de hayatın içinden topluyor. Dolayısıyla ekonomi tarihi, tarihin ekonomik koşulları anlamına da geliyor. Bunu öğrenmenin en iyi yolu da geçmişi hikaye eden kitapları tarihi dokusunda ekonomik figürlere odaklanarak okumak (yani görüldüğü üzere her disiplinden edebiyata kayış yapmak için bir bahanem mevcut). Ben de öyle yaptım, konu edindikleri dönemin ekonomik şartlarını gözümde canlandırmama yardımcı olsunlar diye şemsettin Sami`nin Taaşuk`ı Talat ve Fitnat`ını, Samipaşazade Sezai`nin Sergüzeşt`i, Peyami Safa`nın Cumbadan Rumbaya ve Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü`nü, Tarık Dursun K.`nın Alo, Harika Hanım Nasılsınız?, Nezihe Meric`in Menekşeli Bilinç`ini, Yakup Kadri`nin Kiralık Konak`ını, Hüseyin Rahmi Gürpınar`ın şıpsevdi`sini okudum. Tabi bunların yanı sıra birkaç tane de ekonomi tarihini konu alan bilimsel çalışmaya göz attım ama bu ayrı bir yazı konusu.
Bir de şu var: Kısa bir süre önce aldığım bir mesajla Güldünya`ya seslenmeye davet edildim. Uluslararası Af Örgütü “Kadına Yönelik şiddete Son” kampanyası çerçevesinde, kadınlara yönelik aile içi şiddetin en korkuncu olan namus cinayetlerine karşı söyleyecek sözü olan herkesi, Güldünya`ya mektup yazmaya davet ediyordu. Güldünya Tören`i hatırladınız mı? Teyzesinin damadının tecavüzüne uğrayarak hamile kaldı diye kardeşleri tarafından, ailenin `namusunu` temizlemek için öldürülen gariban. (İlgilenenler için internet sitesinin adresi: www.amnesty-turkiye.org/sindex.php3?sindex=vifois0912200501 )
İşte bu yukarda bahsettiğim iki konu şu noktada birleşiyor: Bu mesaj beni -okuduklarım çerçevesinde- eski Türk edebiyatındaki kadın teması üzerinde düşündürdü son birkaç gündür. Edebiyatımızda kadına nasıl seslenilmiş? Bu edebi temaların ne kadarı gerçeği yansıtıyor, hayattan esinleniyor, ne kadarı ideali arıyordu?
Edebiyatımızda kadın olgusu birçok yönden toplumsal gerçeklerimizi yansıtıyor aslında. Konu hakkında karaladıklarımı okumak isterseniz buradan buyurun.
(Read the article)
Comments Off