gündemin çağrıştırdıkları

İlk hikayemiz Güncel Hukuk dergisinden. Evliya Çelebi`nin Seyahatnamesi`nde, Abdurrahman Dil`in Hadisat-ı Hukukiyye`sinde ve Hasan Basri Erk`in Adalet Edebiyatı Antolojisinde yer alan bir hikayeye yer vermiş dergi. Hikaye kısaca şöyle: Hızır Bey Çelebi İstanbul`un ilk kadısıdır. Günün birinde önüne bir dava gelir. İddiaya göre Fatih Sultan Mehmet, tarihi değeri olan iki mermer sütunu üçer arşın keserek kısaltan ve hem tarihi hem de mimari değerini yokeden bir Rum mimara ceza vermek üzere ellerini kestirmiş, mimar da bunu dava konusu yaparak Hızır Bey`in önüne getirmiştir. Kadı, her zaman olduğu gibi davanın görüleceği zamanı tayin ederek İstanbul`un Fatih`ine belirtilen tarihte mahkemede hazır bulunması gerektiğini bildirir. Mahkeme saati geldiğinde Fatih, vezirleriyle birlikte mahkeme mahalline gelmiş ama baş köşeye oturmak istediğinde Kadı`nın şu ihtarıyla karşılaşmıştır:
-”Oturma beyim! Hasmınla murâfaa-i şer` olup ayak beraber dur!”.
Fatih Sultan Mehmet afallamakla birlikte denileni yapmış ve dava sonunda kısas ile cezalandırılıp ellerinin kesilmesi kararına boyun eğmiştir. Bereket, Rum mimar kısas yerine diyeti tercih etmiş ve Fatih kişisel hazinesinden günde on akçe tazminat ödemeye mahkum edilmiştir. Yine rivayete göre Fatih bu kısastan kurtulduğu için tazminatı kendi isteğiyle yirmi akçeye çıkartmış ve Rum mimardan helallik diledikten sonra Hızır Bey`e adaletin gereğini uyguladığı için teşekkür etmiş, payesini yükseltmiştir. Yani bir hükümdar, her nekadar kendi canını yakacaksa da, adaletin doğru uygulanmasının hakkını teslim etmiştir.
İkinci hikayeyi yıllar önce yabancı gazetelerin birinde okumuştum. Meğer 11 Eylül saldırısı Dünya Ticaret Örgütü`nü hedef alan ilk eylem değilmiş. 1993 yılında da altı kişinin ölmesine ve binden fazla insanın yaralanmasına yol açan bir bombalı saldırı düzenlenmiş. Bu saldırının baş faili Remzi Yusuf adında, üçüncü dünya ülkelerinden öfkeli bir genç. Remzi Yusuf ve şürekası kiraladıkları bir Ryder marka kamyonet ve yüklüce miktar dinamitle kapitalist düzenin gözbebeklerine nişan almışlar. Remzi Yusuf`un hikayesinin en enteresan tarafı, Yusuf`un, İkiz Kulelerdeki patlamadan hemen sonra saldırıda kullanılan minibüsü kiraladıkları kamyon kiralama ofisine geri dönmesi. Yusuf minibüsü kiralamak için 400 dolar depozit yatırmış ve parasını geri almak istemiş, minibüsü havaya uçurmuş olmasına rağmen! Kiralama ofisinin yetkililerine minibüsün çalındığını söyleyip düzenlediği sahte polis tutanağı karşılığında depoziti geri almış da nitekim. Yani bir sabah kalkıp şu ya da bu nedenle bir ülkenin insanlarını, sistemini, özünü hedef alan bir bombalı saldırı düzenleyen kişiler, öğleden sonra o ülkenin hukuk sistemine ve sözleşme kanunlarına dayanarak, paralarını geri alabiliyorlar. Saldırı düzenledikleri ülkeye olan hisleri ne olursa olsun, onun hukuk sisteminin korumasını talep etme ve bundan yararlanma hakkını kendilerinde buluorlar. Yararlanıyorlar da…
Kıssadan hisse: İster hükümdar olun ister terörist, hukuk herkes için var. Herkesin hukuka ihtiyacı var. Bugün kanunların kişiselleştirilerek uygulanmasına göz yumanlar, yarın bunun kendi ayaklarına dolanmayacağından asla emin olamazlar.

Comments are closed.